Yaz Geliyor Paniği

Bir hikâye kurgulayarak başlamak istiyorum. Adı Jane olsun (Yabancı bir isim seçtim ki hiçbirimiz üzerimize alınmayalım. Sayfamız takipçileri arasında henüz yabancı yok bildiğim kadarıyla ) orta yaşlarına yaklaşmakta olan bir hanım, fazla kilolarından rahatsızlık duymaktadır.

Şimdi öykümüze onun ağzından devam edelim. ”Mart geldi, birkaç ay sonra yaz gelecek, eyvah nasıl mayo giyeceğim? Bu duruma ivedilikle çözüm bulmalı. Geçenlerde arkadaşım bir diyetisyenden bahsediyordu, onu mu arasam?”

Diyetisyen randevusu hemen alınır ve diyetisyenin verdiği diyet programı uygulanmaya başlanır. “Aç kalmadan kilo verilmiyor, ne yapalım. Aman neyse iyi ki şu ara öğünler var yoksa 3 köfte 6 kaşık sebzeyle kim doyar? Offf bir türlü öğle yemeyi saati gelmiyor.

Akşam ne yesem acaba?” İlk haftanın sonucu morali düzeltir, 1.5 kilo verilmiştir. Hemen bir hesap yapılır, durum pek de fena değildir, tatile gidene kadar biraz forma girme olasılığı belirmiştir. Böyle birkaç ay geçer, kilolar hızla verilmiştir.

“Akşam arkadaşlarla gittiğimiz yemekte arkadaşım John kadeh kadeh şarap içerken benim sodayla yetinmem ne acı. Ama ondan da acısı Mary’nin ısmarladığı o leziz görünen tatlıyı yiyememek. Bu hafta diyetisyenime söyleyeyim de bana da bir tatlı versin. Ama tatlı verince de ekmekten meyveden azaltıyor, o da kötü ya neyse.”

Yazın iki beden küçük kıyafetler alınmış, bunun yarattığı duyguyla motive olunmuş ve diyete devam edilmiştir. Derken sonbahar gelir, işler yoğunlaşmıştır, havalar da artık daha karanlık olup insanı karamsarlaştırmaktadır.

“Yok, ben bu şekilde bu yoğun iş dönemini geçiremeyeceğim. Hem diyet yemeği hazırlamak, işe evden yemek götürmek falan bu dönemde olmaz. Ben bu diyete biraz ara vereyim, sonra işler yoluna girince devam ederim.” Diyete ara verilmiştir ya, kıtlıktan çıkılmış gibi yemeye başlanır. Gelsin börekler, gitsin tatlılar. “Bu böyle devam ederse kilo alacağım. Aman canım şu özlediğim yiyeceklerle biraz özlem gidereyim yine diyete başlarım. Bir ara tartılsam da görsem kilo almış mıyım? Yok, yok tartılmayayım, moralim bozulur şimdi.”

Kilolar hızla geri gelmeye başlar, iki beden küçük kıyafetler dolaba kalkar. Başa dönülmüştür, bakalım bir dahaki silkiniş ne zaman olacaktır?

Birçok kişi için tanıdık bir hikâye

Yukarıda kurguladığım hikâye size tanıdık geldi mi? Benim için çok tanıdık, bu döngüyü defalarca yaşadım. Bundan sonrası için ise size kendi hikâyemi anlatmak istiyorum. 2010 yılı yazında artık kilo verme umudumu kaybetmiş ve kendimi olduğum gibi kabul etmeye karar vermiştim ki Canan Karatay’ın kitabını okudum. Bu kitap beni çok bilgilendirdi. O zamana kadar beslenmeyle ilgili edinmiş olduğum birçok bilginin ne kadar yanlış olduğunu gördüm.

Benimle birlikte eşim de kitabı okudu ve sayfamızda fotoğraflarıyla gördüğünüz “sağlıklı beslenme” yolculuğumuz başladı. Uyguladıkça öğrendik, öğrendikçe uygulamaya geçirdik ve bunları artık sizlerle paylaşıyoruz. Belki ilk başlarda biz de kilo verdikten sonra bu düzenden vaz geçeceğimizi düşünüyorduk. Ancak bu konuyla ilgili bilgilendikçe, sağlıklı beslenmenin ne çok hastalığın oluşma ve iyileşmesinde rol oynadığını öğrendikçe artık yaşamımız boyunca sağlıklı beslenme konusundaki kararlılığımız pekişiyor.

Karatay Sağlıklı Beslenme kurallarının hayata geçirilmesi ve uygulanması, başlangıçta ezberleri bozup zararlı alışkanlıklardan vaz geçerken zor olsa da, alıştıkça kolaylaşıyor ve yaşam biçimine dönüşüyor. Bunu kolaylaştıran faktörlerin başında herkesin kendi damak zevki ve yemek tercihlerine, yaşam düzenine uygun bir beslenme programını kendisinin oluşturmasına imkân vermesi geliyor. Bir diğer önemli faktör de yiyeceğiniz porsiyon büyüklüklerinin size dayatılmaması, buna da kendinizin karar veriyor olmanız, böylelikle doyma duygunuzun yok olmaması geliyor. Düşük glisemik indeksli besinler yediğiniz için açlık hissetmemek de uygulamayı kolaylaştıran etkenlerden.

Kendimize zarar vermeyelim

Bu yazıyı yazma nedenim, sayfamızın giderek sayısı artan takipçilerinin bazı yorumlarından ve belki Mart ayında olmamızdan birçok kişinin Karatay Sağlıklı Beslenme Modeline geçici bir diyet programı gibi baktıklarını sezinlemem. Biz konunun uzmanı değiliz, o nedenle de bilgilenme ve ezberlerin bozulması için öncelikle Canan Karatay hocamızın kitaplarının okunmasını tavsiye ediyoruz. Kitaplardaki bilgiler özümsenirse zaten bu olayın geçici olamayacağı ve yaşam boyu sürdürülmesi gerektiği anlaşılacaktır. Bu bilgiler edinildikten sonra hala geçici bir süre uygulayıp kilo verildikten sonra vaz geçileceği düşünülüyorsa ben bunu sigarayı bırakmışken tekrar başlamaya benzetiyorum. Lütfen bu zararı kendimize vermeyelim.

Mart, 2013

Psikolog Nurçin Çağlar
Sağlıklı Yaşıyoruz